Medya-Basın Dünyası

ANNELER SADECE BİR GÜN DEĞİL, HER GÜN ANILMALI VE ŞÜKRAN DUYULMALIDIR…

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder 5 sn geri 5 sn ileri İlerleme çubuğuna tıklayarak veya sürükleyerek istediğiniz yere atlayın; ⏪ / ⏩ ya da ← / → tuşlarıyla 5 sn geri/ileri sarın Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin
🎧 Haberi Dinleyin
Haberi Dinleyin

Bugün anılmakta olan anneler, çocukların anarahmine düştükleri günden itibaren, ömürleri boyunca meşekkat çektiler, sağlıklı ve mutlu olmaları için göz nuru döktüler.
Herkesin, anneleri için anlatacakları vardır.
Ben de bugün kendi annemi anlatacağım:

Annemiz Vahide, 16 yaşındayken, 3 çocuklu bir bir adam (Numan Karaçay) ile evlendirildi.
O 3 çocuğa öz evlatları gibi baktığı, tüm mahallelirce konuşuluyordu.
O adamdan 6 çocuk doğurdu.
O 6 çocuktan biri bendim.
O adam da, mahalleli tarafından ‘Çok iyi bir insan’ olarak anlatılıyordu.
O adamın, biri çarşıda, biri de mahallede iki manav dükkânı vardı.
Annemiz, mahalledeki manav dükkânına, sonradan olma 9 çocuğu ile bakmak mecburiyetinde idi.
Babamız. 5 Aralık 1946’da vefat ettiği zaman ben 4 yaşındaydım.
Babamızın ölümünden sonra mahalledeki manav dükkânını işletmeye devam eden annemiz, sabahları 05.00’te sebze haline gidiyor, satışa sunacağı malları at arabası ile dükkâna getiriyordu.
Avlumuzda 20 baraka vardı. Bunların tamamı Roman vatandaşlarımıza kiralanmıştı.
Annemiz bu işlere de bakıyordu. Tabii ki çoğu zaman ödenmeyen kiralara, manavdan borç defterine yazdırılarak alınanlar da ekleniyordu. Tabii ki sonunda da, defterdeki borç sayfalarına bir çizgi çekiliyordu. Mahallelinin tam bir yardım ocağıydı annemiz.
Gelişen ve delikanlı olan ağabeylerim evimizin altındaki manav dükkânının yanına bir kahvehane açmışlardı. İyi ama, kahvehanenin de sabah erken açılması gerekiyordu. Fedakâr ve cefakâr annemiz bu görevi de üstlenmişti. Sabah erken çarşı dönüşünden sonra kahvehaneyi de açıyor, kömürlü ocağı yakıyor ve çayı demliyordu. Ben erken kalktığım zamanlarda geçtiğim kahvehanede annem ve müdavimler ile birlikte radyoda önce Kur’an-ı Kerim, sonra da arapça şarkı dinlerdim.
İşte biz böylesi fedakâr, cefakâr bir anne tarafından yetiştirilmiştik. Delikanlılıktan adamlığa terfi eden ağabeylerim, Özel İdare’den kiraladıkları turistik tesisleri işletmeye başlamıştı.
Ben de tüm bu işler ile haşır neşir olmıştum. Ama bir tesadüf eseri dünya turuna çıkma mecburiyetinde kaldım.
Dünya turu yaparken 10 Kasım 1967’de, Kanada’dan geldiğim Hollanda’da, 11 kasımda annemizin ölüm haberini aldım.
Rahat uyu anne.
Geride bıraktıklarının tamamı, sayende refah bir hayat yaşadılar.

TÜM ANNELERE SEVGİ, SAYGI, SAĞLIKLI VE UZUN BİR ÖMÜR, VEFAT EDENLERE DE RAHMET DİLİYORUM.

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

ANNELER SADECE BİR GÜN DEĞİL, HER GÜN ANILMALI VE ŞÜKRAN DUYULMALIDIR…

ANNELER SADECE BİR GÜN DEĞİL, HER GÜN ANILMALI VE ŞÜKRAN DUYULMALIDIR…

Bugün anılmakta olan anneler, çocukların anarahmine düştükleri günden itibaren, ömürleri boyunca meşekkat çektiler, sağlıklı ve mutlu olmaları için göz nuru döktüler.
Herkesin, anneleri için anlatacakları vardır.
Ben de bugün kendi annemi anlatacağım:

Annemiz Vahide, 16 yaşındayken, 3 çocuklu bir bir adam (Numan Karaçay) ile evlendirildi.
O 3 çocuğa öz evlatları gibi baktığı, tüm mahallelirce konuşuluyordu.
O adamdan 6 çocuk doğurdu.
O 6 çocuktan biri bendim.
O adam da, mahalleli tarafından ‘Çok iyi bir insan’ olarak anlatılıyordu.
O adamın, biri çarşıda, biri de mahallede iki manav dükkânı vardı.
Annemiz, mahalledeki manav dükkânına, sonradan olma 9 çocuğu ile bakmak mecburiyetinde idi.
Babamız. 5 Aralık 1946’da vefat ettiği zaman ben 4 yaşındaydım.
Babamızın ölümünden sonra mahalledeki manav dükkânını işletmeye devam eden annemiz, sabahları 05.00’te sebze haline gidiyor, satışa sunacağı malları at arabası ile dükkâna getiriyordu.
Avlumuzda 20 baraka vardı. Bunların tamamı Roman vatandaşlarımıza kiralanmıştı.
Annemiz bu işlere de bakıyordu. Tabii ki çoğu zaman ödenmeyen kiralara, manavdan borç defterine yazdırılarak alınanlar da ekleniyordu. Tabii ki sonunda da, defterdeki borç sayfalarına bir çizgi çekiliyordu. Mahallelinin tam bir yardım ocağıydı annemiz.
Gelişen ve delikanlı olan ağabeylerim evimizin altındaki manav dükkânının yanına bir kahvehane açmışlardı. İyi ama, kahvehanenin de sabah erken açılması gerekiyordu. Fedakâr ve cefakâr annemiz bu görevi de üstlenmişti. Sabah erken çarşı dönüşünden sonra kahvehaneyi de açıyor, kömürlü ocağı yakıyor ve çayı demliyordu. Ben erken kalktığım zamanlarda geçtiğim kahvehanede annem ve müdavimler ile birlikte radyoda önce Kur’an-ı Kerim, sonra da arapça şarkı dinlerdim.
İşte biz böylesi fedakâr, cefakâr bir anne tarafından yetiştirilmiştik. Delikanlılıktan adamlığa terfi eden ağabeylerim, Özel İdare’den kiraladıkları turistik tesisleri işletmeye başlamıştı.
Ben de tüm bu işler ile haşır neşir olmıştum. Ama bir tesadüf eseri dünya turuna çıkma mecburiyetinde kaldım.
Dünya turu yaparken 10 Kasım 1967’de, Kanada’dan geldiğim Hollanda’da, 11 kasımda annemizin ölüm haberini aldım.
Rahat uyu anne.
Geride bıraktıklarının tamamı, sayende refah bir hayat yaşadılar.

TÜM ANNELERE SEVGİ, SAYGI, SAĞLIKLI VE UZUN BİR ÖMÜR, VEFAT EDENLERE DE RAHMET DİLİYORUM.

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın